WhatsApp Hattı
WhatsApp Haber İhbar Hattı

05362004002

Alparslan AKBAŞ

Devletin Rengi
14.10.2025

 

Devleti farklı açılardan tanımlayan birçok kişi olduğu gibi devletin değişik özelliklerinden de bahsetmek mümkündür. En geniş manasıyla ülkemizde cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, bireylerin ve toplumun huzurunu ve refahını sağlamak, hukuk devletine ve adalet ilkelerine bağdaşmayan unsurları önlemek üzere kurulmuş siyasal oluşum olarak tanımlanabilir.

Ülke üzerinde devlet otoritesi ve yaptırım gücü Weber tarafından ‘meşru şiddet tekeline sahip kurumlar bütünü’ olarak tanımlanır. Yani devlet kurallar ve amaçlar çerçevesinde cebir ve şiddet kullanabilen tek aktördür.

Bu tanımlamaların en hayati kısmı da devletin toplumla kurduğu sözleşmeye sadık kalması, herkese eşit mesafede durması, siyasi iktidarların gelip geçiciliğini teminat altına almasıdır. Zira devlet iktidarı sınırlandıran, onu halk adına denetleyen kurumlar bütünüdür.

Az gelişmiş ülkelerde devletle iktidar bütünleşir. Zaten iktidarın da amacı devletin tüm imkanlarını eline alarak toplum üzerinde devletin gücünü sonuna kadar kullanmak ve dahi hiçbir itiraza yer bırakmamaktır.

Gelişmiş ülkelerde ise daima kurallar önceliklidir.  Kuralların dışına çıkan iktidarlara sınırlarını hatırlatan devletin kurumları vardır. Bu kurumlar siyasi erklerin çalışmasını önleyen eylemlerde bulunmaz ama toplumun hukukunu inciten hususlarda inci bir çizgi halinde kuralları iktidara hatırlatırlar.

Devletleşmiş iktidarların olduğu ülkelerde bir kriz olduğunda kurumlar kamu yararını değil siyasi bekayı önceleyen reflekslerde bulunurlar. Mesela bir orman yangını olduğunda ilk öncelik bu sorumluluğun kimin üzerine yıkılması gerektiği konuşulmaya başlar. Çünkü siyasi otorite üzerine sorumluluk almaz. Bu ülkelerde hiç kimse işini doğru yapmadığı ile sorumlu tutulmaz. Hele hele orman yangınını söndürmek önceliklerde aşağı sıralardadır.

Bir deprem olduğunda yapımı hatalı yapıları yapan kişileri devamı yaşanmasın diye cezalandırmak ve gerekli önlemleri almak yerine yaşanan felaketi sıra dışı bir durum gibi ön plana çıkararak ihmalleri perdelemek yine gelişmekte geri kalmış ülkelerin, devletleşmiş iktidarların refleksleridir.

Bu duruma en canlı örnek 2023 yılında ülkemizde yaşanan deprem felaketiydi. İlk 48 saat enkaz altından gelen yardım çığlıkları sosyal medya üzerinden duyuldu ama devlet orada yoktu. Sonradan anlaşıldı ki 1999 yılında Gölcük depremi ertesinde kurulan kurumsal yapılar sadece kağıt üzerinde kaldı. Belki de bu kurumlar vardı ama işlerliğini sağlayacak devlet ortalarda yoktu.

Nitekim ülkemizde 1999’da yaşanan depremin ardından afetzedelere en çabuk yardım elini uzatan kurum askeri birlikler iken 2023 depreminde ilk 48 saat ‘kışlalardan çıkmayın’ diye emir verildiği söylemleri duyuldu ve konuşuldu.

Devletin daha hızlı ve pratik işlemesi için tek elden yönetilmesi elbette daha kolay olabilir. Ancak içinde birçok zaaflarında olacağı muhakkak. Ülkede yaşanan krizlerde devleti tek elden yöneten kişinin de düşünemediği göremediği yetişemediği alanlar olabilir. Bu durumda inisiyatif alan devlet yetkililerinin rol çaldığı düşünülerek cezalandırılması gerçek bir kriz anında devlet yetkililerini felç eder. Nitekim ülkede yaşanan krizler hep bu sonuçları veriyor.

Osmanlı imparatorluğu zamanında da bu durum aynıydı. Ancak Osmanlı’da devlet padişahın şahsında görünürdü. O dönemde padişahlar kendi gücünü göstermek için devletin kabiliyetli olmasını isterlerdi. Seçilmeye ihtiyaçları yoktu ama temsile dikkat ederler bu gücün kurumlar üzerinde görünür olmasını isterlerdi.

Padişahlar kudretlerini topluma nizam veren kadı kararında, cebecilerin disiplinlerinde, müderrislerin niteliğinde görmek isterlerdi. Nitekim bu yapı ne kadar bozuldu ise devlet yönetimi de o kadar zorlaştı. Ve kendi içinde yıkım kesinleşti.

Burada padişahın ne kadar iyi olduğundan ziyade mutlak idarenin sürdürülebilirliği üzerinde durulmalı. Zaten cumhuriyet yönetimi bu tek elden yönetim riskinin karşılığında kurulmuş ve ülkeye demokrasi hakim kılınmıştır ki aynı risklerle tekrar karşılaşılmasın.

Bugün ülkemizde yaşanan devlet gücünün tek elde toplanması suretiyle iktidarın devamlılığının sağlanması gibi görülüyor. Devletin cebri gücünü ülke idaresi için değil iktidarın imajının düzeltilmesi için kullanıldığı herkesin malumu.

Devletin elinde bulunan cebri güç görüldüğünde güven veren bir teminat ise devlet ona göre şekil alır, düzen sağlar, korur ve adalet dağıtır. Ama devlet gücü, varlığı ile korku yayan, cezalandıran bir aygıt ise o zaman bireyler daima teyakkuz halinde olur. Her zaman teyakkuz halinde olan bireyler devletten korkar, ona güvenemez. Bu durumda devlet güvenilmez bir hal alır. Güvenin olmadığı yerde gelişme büyüme ve huzur da olmaz.

Bu durumda de devlet asli görevi olan toplumun huzur ve refahını sağlamaktan çok bireylere huzursuzluk veren bir varlığa dönüşür.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Son Haber (duzcesonhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)
  • Kurtulur Kurtulmaz

    Kurtulur Kurtulmaz

    14.10.2025 23:01

    Ünlü düşünür n kurtulmuş dediği gibi tüm hukuksuzluklar devleti istemediklerinden temizleyebilmek için. Çünkü kendilerini devlet zannediyorlar.

  • Max weber

    Max weber

    14.10.2025 22:53

    Hobbes da önemli şeyler söylemiş devlet hakkında; devlet laviathan, yani herşeyi yutan bir canavardir, onu kisitlamali kurallarla cevrelemeliyiz. İşte ülke bir canavar gibi toplumun bütün özgürlükleri ni yutuyor.

Yazarlar